Anonim şirket kurmakla limited şirket kurmak arasındaki farklar
VERGİ VE MUHASEBE

Yemek İstisnası Kuşa Mı Döndü?

12 Kasım 2021

 

Çalışanların yeterli şekilde beslenmeleri iş verimliliğinin yanı sıra sosyal boyutu ile de önem taşır. Bu öneme binaen Gelir Vergisi Kanununda yürürlüğe girdiği 6 Ocak 1961 tarihinden bu yana, “Hizmet erbabına işverenlerce yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaatler” ücretten istisna tutulmaktadır.

Düzenlemenin ilk halinde sadece iş yerinde yemek sağlanması istisna kapsamındaydı. Ancak,  çoğu işletmenin imkanlarının iş yerinde yemek verilmeye uygun olmaması, bazı çalışanların pazarlama, dağıtım gibi nedenlerle iş yeri dışında bulunmaları gibi nedenlerle pek çok çalışan uzun yıllar bu istisnadan yararlanamadı. Kanun koyucu bu duruma çare olmak üzere, “yemek istisnası” düzenlemesini esnetti. Belirli şartlarda iş yeri dışında yemek hizmeti sunanlardan yemek sağlanmasına imkân getirdi. Böylece, iş yerinde veya müştemilatında yemek hizmeti alamayan çalışanlar için günlük, belirli tutara kadar işverence sağlanan yemek menfaati için istisna öngörüldü.

Çalışanlar, işverenler, yemek hizmeti sunan ve bunlara aracılık edenler ile Vergi İdaresi açısından önem arz eden “yemek istisnası” konusunu bu çalışmada inceledik. Bu kapsamda yemek istisna bedelinin yıllar içinde enflasyon karşısında nasıl anlamsız hale geldiği ortaya konuldu..  

İşçi sağlığı, hijyen, kayıt dışılığı önleme, daha çok küçük esnaf niteliğindeki yemek sektörünün desteklenmesi ve pek çok açıdan hayati önemi bulunan “yemek istisnası tutarının” yıllar içinde olması gerekenden daha düşük tutarda artırılmış olmasının olası sakıncalarına ilişkin görüşlerimizi aşağıda sunuyoruz.

Çalışanlara Yemek Vermenin Alternatif Yöntemleri, Avantaj ve Dezavantajları

Çalışanlara yemek verilmek suretiyle sağlanan menfaat aşağıdaki şekillerde sunulabilir:

1- İş yerinde yemek verilmesi: Mutfak, yemekhane, aşçı ve yemek için gerekli malzeme tedariki süreçlerinin gerçekleştirilmesi suretiyle iş yeri veya müştemilatında işverence yemek sağlanması.

2- Hazır yemek imalatçılarından alınan yemeklerin iş yeri yemekhanesinde çalışanlara sunulması.

3- İşverenin yakın civardaki lokanta veya diğer yemek verme hizmeti sunan işletmelerle doğrudan  bedelini ödeyerek anlaşması ve çalışanlarının bu işletmelerden yemek hizmeti almasının sağlanması.

4- Yemek bedelinin personele nakden ödenmesi.

5- Yemek çeki, kuponu, akıllı yemek kartı veya mobil uygulama kullanılarak çalışanlara yemek verilmesinin sağlanması. Kısaca Ticket Restaurant sistemi olarak nitelenen bu yöntem ile çalışanların yemek ihtiyacının, anlaşmalı üye kuruluşlardan tercihe göre yemek kartı, yemek kuponları ve hatta gelişen teknolojik gelişmeler sonrası mobil uygulamalara yüklenen kredi ile karşılanması.

Yukarıdaki yöntemlerden hangisinin bir işletme için en avantajlı olduğu;  işletmenin şehir merkezine yakınlığı, çalışanların sabit bir mekanda  veya gezici nitelikte çalışması  çalışan sayısı, mutfak ve yemek imkanları, muhasebe sisteminin gelişmişliği ve pek çok unsura göre değişir. Ancak biz genel bir değerlendirme ile yukarıdaki yöntemlerin avantaj ve dezavantajlarını analiz edeceğiz.

İşletmenin yemeği kendi mutfağında hazırlayarak kendi yemekhanesinde sunması bu amaçla yapılan masrafların tümünün gider yazılabilmesini sağlar. Uygun ve hijyenik bir mutfak, usta bir aşçı ve kaliteli malzeme kullanımı mevcutsa bu yöntem çalışanlarca tercih edilebilir. Ancak, bu yöntemin işletmeye maliyeti çok yüksek olabilir. Pek çok işletmenin mutfak, aşçı, yemekhane gibi imkanlarının yetersizliği, kalitesiz ve hijyenik olmayan, sağlıksız yemek verilmesine yol açabilir. Muhasebe ve vergisel işlem yükü de yüksek olduğu gibi çalışanların yemek seçme özgürlüğü de olamaz.  

Yenilmeyen yemeğin atılması, yemek saatine yetişemeyen çalışanın dışarıda yediği yemeğin masraf olarak kendisine  ödenmesi, en önemlisi bu mutfak ve yemekhane alanı için verilen kira bedeli, hesaplı gözüken bu alternatifin gizli maliyetleridir.  Çalışanlara işveren tarafından sağlanan yemek alternatiflerinin maliyetlerinin kıyaslanmasında ve en uygun yöntemin tercihinde bu tür gizli maliyetlerde göz önünde bulundurulmalıdır.

 

Hazır yemek alınarak işletmede sunulması işletmeleri yemek hazırlama yükünden kurtarmasına rağmen, yemekhane alanı, yemek sunumu, kirli kapların temizlenmesi ve benzeri pek çok ilave maliyetle karşı karşıya bırakır. Yemeklerin tabldot usulü olması nedeniyle çalışanların seçme özgürlükleri de kısıtlanır. Hazır yemeklerin taşınmasında uygun yöntemler kullanılmazsa   yiyecekler bozulabilir ve zehirlenme vakaları ile karşılaşılabilir.

İşverenlerin yakındaki lokantalarla bedelini ödeyerek anlaşması ve çalışanlarına yemek imkânı sağlaması yöntemi sınırlı da olsa çalışanlara bir seçme özgürlüğü sunar.     Bu yöntemde işletmelerin tek tek her çalışan için yemek bedelinin takibi, ilgili işletmelerden yemek bedeli fiş veya faturaları toplamaları, bunların çalışılan gün sayısı ve çalışanlarla uyumlu olmasını sağlama, tüm bu belgeleri kaydetme ve saklama gibi ilave idari maliyetlere katlanması söz konusu olur ve işletmeyi zorlar. .

Yemek bedelinin personele nakden ödenmesi, çalışanlar tarafından tercih edilebilir bir yöntem gibi görülebilir. Ancak vergi ve sosyal güvenlik sistemimizin bu tür nakdi ödemeleri vergi SSK prim ödemesinde dikkate alması nedeniyle bu yöntem, işverenin işçiye sağladığı menfaatin çok üzerinde bir maliyete katlanmasını gerektirir ve pek kabul görmez. 

Ülkemizde özellikle 1990’ların ikinci yarısından itibaren yaygınlaşan yemek çeki, yemek kartı (ticket restaurant), akıllı yemek kartı veya mobil uygulamalar kullanılarak çalışanlara yemek sağlanması yöntemi yukarıda sıralanan diğer yöntemlere göre pek çok açıdan daha avantajlı bir yöntem olarak gözükür.Bu yöntemin çalışanlar ve işverenler için avantajları aşağıdaki gibi sıralanabilir:

-          Çalışanlara lokanta ve yemek konusunda gerek mekânsal gerekse yemek çeşidi anlamında geniş bir seçme özgürlüğü sunar. Çalışanlar, kartlarına yüklenmiş krediyi Türkiye’nin her yerine yayılmış on binlerce yemek hizmeti sağlayan işletmede kullanabilir. .

-          İşverenler; mutfak, yemekhane alanı, aşçı, bulaşıkçı, yemek sunum servis elemanı çalıştırma gibi maliyetlerden kurtulur. Tüm bu işlemler için gerekli maliyetlerin yönetimi ile  uğraşmak zorunda kalmaz.

-          İşveren çalışanına istisna kapsamında yemek verirken, ödemelerinde tek bir şirketle muhatap olmaktadır. Yapılan ödeme Vergi Usul Kanunun aradığı şekil ve Gelir Vergisi Kanunu’nun yemek istisnası ile ilgili usul ve esas şartlarını karşıladığı için faturaların mahiyeti ile ayrıca uğraşmaz. . İdaresi, muhasebesi ve kontrolü kolay olur.

-          Yemek çeki, kuponu veya kartlarının kullanılması sistemi  ile işverenler çeşitli vergi avantajları elde ederek;   damga vergisi, gelir vergisi ve SGK primi istisnalarına tabi olur, böylece  ciddi bir vergi avantajı sağlarlar.

-          İşletmeler, çalışanlara yemek hazırlama, bunun için malzeme temini, hijyen şartlarına uyum ve benzeri pek çok hususla uğraşmak yerine asıl faaliyet alanına odaklanır.

-          Makul seviyedeki “yemek çeki, kredisi, kuponu” sağladığı seçme özgürlüğü ve sağlıklı beslenme imkânı nedeniyle çalışan motivasyonu ve iş verimini yükseltir.

-          Yemek hizmeti sektörünün kayıtlı hale gelmesi, kayıt dışılıkla mücadeleye hizmet etmesinin yanında devlet bütçesine de katkı sağlar. Bu katkı ile “yemek istisnası” ile ortaya çıkması muhtemel vergi kaybının fazlasıyla Hazine'ye aktarılması söz konusu olacaktır.

-          Yemek çeki ve yemek kartı ile yemek hizmeti sunumu pek çok küçük ve orta büyüklükteki lokanta için düzenli müşteri ve ödeme garantisi olduğu için öngörülebilir bir iş hacmi sunması açısından önem taşır. Esnafın ayakta kalmasına katkı sağlar.

Peki Yemek İstisna Bedeli Yeterli mi?

Yemek çeki veya akıllı yemek kartı şeklindeki uygulamanın işveren, çalışan, yemek hizmeti sunanlar ve Maliye açısından avantajlı yönlerine yukarıda yer verdik.

Peki, yemek istisna bedeli, sistemin sağlıklı bir şekilde ve uygulamanın tüm taraflarını eskisi kadar mutlu edecek seviyede mi? Yemek istisna bedelinin enflasyonun altında artırılması uygulaması aynı şekilde devam ederse, özellikle çalışanların sağlıklı beslenme ihtiyaçları göz önünde bulundurulduğunda söz konusu yemek kartı uygulaması yaygınlık ve önemini kaybeder mi?

Yukarıdaki sorulara cevap verebilmek için yemek istisna bedelinin nereden nereye geldiğini ve zaman içinde bir günlük asgari ücret karşısındaki durumunu inceledik. Ancak durum iç açıcı değil ve çalışanın kursağına gidecek lokma sayısı istisna kapsamında her geçen yıl azalmış.

Yemek İstisna Bedeli Nereden Nereye?

Yemek istisna bedeli 1995 yılında GelirVergisi Kanununa ilk kez girdiğinde 100.000 TL idi. Biz kafa karışıklığı olmasın diye tüm rakamları altı sıfır atılmış gibi analiz edelim. Bu kapsamda yemek istisna bedeli ilk kez uygulamaya konulduğunda “10 kuruş” idi. Bu rakamın yeniden değerleme oranı ile artırılması öngörüldü. Ancak 1998 yılında 4369 sayılı Kanunla ibare değişikliği ile bu tutar ciddi şekilde artırıldı ve “80 Kuruş” oldu.  Bu tarihten sonraki artışlar Kanunla değil, Kanunun verdiği yetkiye istinaden Bakanlar Kurulu veya Cumhurbaşkanı Kararı ile oldu. Biz de aşağıda yemek istisna bedelinde “İdari Karar” sonucu yapılan artış ile en az yeniden değerleme oranında artırılması durumunda olması gereken tutarları ayrı ayrı hesapladık. Hesaplama tablosu aşağıdaki gibidir:

Tablo 1: Yıllar İtibarıyla Yemek İstisna Bedelindeki Erime Süreci

Yıllar

İlgili Yılda Geçerli İstisna Yemek Bedeli (TL)

Bir Önceki Yıla Göre Artış Oranı

Bir Önceki Yıl Yeniden Değerleme Oranı

Olması Gereken İstisna Bedelleri

1998

0,80

%166,67

%80,40

0,80

1999

1,40

%75,00

%77,80

1,42

2000

2,10

%50,00

%52,10

2,16

2001

2,35

%11,90

%56,00

3,38

2002

4,50

%91,49

%53,20

5,17

2003

6,00

%33,33

%59,00

8,22

2004

7,00

%16,67

%28,50

10,56

2005

7,50

%7,14

%11,20

11,75

2006

8,25

%10,00

%9,80

12,90

2007

8,80

%6,67

%7,80

13,90

2008

9,00

%2,27

%7,20

14,91

2009

10,00

%11,11

%12,00

16,69

2010

10,00

%0,00

%2,20

17,06

2011

10,70

%7,00

%7,70

18,38

2012

11,70

%9,35

%10,26

20,26

2013

12,00

%2,56

%7,80

21,84

2014

12,00

%0,00

%3,93

22,70

2015

13,00

%8,33

%10,11

24,99

2016

13,70

%5,38

%5,58

26,39

2017

14,00

%2,19

%3,83

27,40

2018

16,00

%14,29

%14,47

31,36

2019

19,00

%18,75

%23,73

38,81

2020

23,00

%21,05

%22,58

47,57

2021

25,00

%8,70

%9,11

51,90

 

Yukarıdaki tablo bize ne söylüyor? Tablonun ikinci sütunu yürütme organı tarafından yapılan artışlar sonucunda 1998 yılında 80 kuruş olan “yemek istisna bedeli”nin 2021 yılında 25 liraya ulaştığını söylüyor. Üçüncü sütun yemek istisna bedelinin bir önceki yıla göre yüzde kaç artırıldığını, dördüncü sütün vergi ve diğer pek çok parasal tutar için ilgili yılda uygulanan yeniden değerleme oranlarını gösteriyor. Son sütun ise yemek istisna bedelinin 1998 yılından itibaren her yıl, damga vergisi, harçlar ve diğer pek çok vergide olduğu gibi, kuruşu kuruşuna yeniden değerleme oranında artırılmış olması durumunda 2021 yılında 51 lira 90 kuruşa ulaşmış olması gerektiğini ortaya koyuyor.

 Özetle, çalışanın en önemli ihtiyacı olan yemek için öngörülen istisna bedelini kırpa kırpa kuşa çevirmişler. Normal şartlarda en az 50 lira olması gereken tutar 25 lirada kalmış. Bugün 25 lira ile öğle yemeği yenecek yer bulmak pek çok çalışan için neredeyse imkansızdır.

Şekil 1: Yemek İstisna Bedeli / Gerçekleşen-Olması Gereken

 

Yemek istisna bedelindeki erimeyi, yeniden değerleme oranına göre hesaplananın yarısından daha az tutarda kalmasının yanı sıra asgari ücretin bir günlük tutarı ile kıyaslayarak da görebiliriz. Aşağıda, 1998 yılından günümüze yemek istisna bedelinin ilgili yıllardaki bir günlük asgari ücrete oranı verilmiştir.

Tablo 2: Yemek İstisna Bedeli – Bir Günlük Asgari Ücret Karşılaştırması

Yıllar

İlgili Yılda Geçerli İstisna Yemek Bedeli (TL)

Günlük Asgari Ücret (TL)

Yemek Bedeli/Günlük Asgari Ücret

1998

0,80

1,39

%57,60

1999

1,40

2,71

%51,60

2000

2,10

3,81

%55,10

2001

2,35

4,78

%49,10

2002

4,50

7,88

%57,10

2003

6,00

10,20

%58,80

2004

7,00

14,45

%48,40

2005

7,50

16,29

%46,00

2006

8,25

17,70

%46,60

2007

8,80

19,13

%46,00

2008

9,00

20,79

%43,30

2009

10,00

22,65

%44,20

2010

10,00

24,83

%40,30

2011

10,70

27,23

%39,30

2012

11,70

30,45

%38,40

2013

12,00

33,34

%36,00

2014

12,00

36,75

%32,70

2015

13,00

41,25

%31,50

2016

13,70

54,90

%25,00

2017

14,00

59,25

%23,60

2018

16,00

67,65

%23,70

2019

19,00

85,28

%22,30

2020

23,00

98,10

%23,40

2021

25,00

119,25

%21,00

 

Yukarıdaki tabloya göre 1998’de bir günlük asgari ücretin yüzde 57,6’sına tekabül eden yemek istisna bedeli, sürekli ve sistemli bir şekilde azaltılarak bir günlük asgari ücret tutarının yüzde 21’ine kadar gerilemiştir.

Ne Öneriyoruz?

Yemek istisna uygulamasının yemek çeki, kuponu, akıllı yemek kartı ve mobil uygulamalarla genişletilmesi ve esnetilmesinin işveren, çalışan, yemek hizmeti sunanlar ve Maliye açısından avantajlarını yukarıda sıraladık. Ancak, yemek istisna bedelinin yıllar itibarıyle hem yeniden değerleme oranındaki artış hem de bir günlük asgari ücrete oran olarak giderek küçülmesi, çalışanların bu istisnadan sağlayacağı faydaları her geçen gün azaltıyor.

Yemek istisnası çalışanın en temel ihtiyacına katkı amacı ile ortaya çıkmış sosyal boyutlu bir istisnadır. İstisnanın etkinliğini sürdürebilmesi, yemek istisna bedelinin günün koşullarına uygun seviyede tutulmasına bağlıdır.  Yaptığımız hesaplamalar yemek istisna bedelinin 1998’den günümüze yarı yarıya eridiğini, başka bir tabir ile, kuşa döndüğünü gösteriyor.

Çalışanın yemek ihtiyacının yeterli, uygun ve seçme özgürlüğü sağlayacak şekilde sunulması için benim önerim yemek istisna bedelinin ilgili yıl asgari ücretinin günlük tutarının en az yüzde50’sine sabitlenmesidir. Böylece asgari ücretteki artışa paralel, yemek istisna bedelini de artırmış oluruz. Aksi halde işçinin emekçinin boğazına gidecek yemeğin hem bedeli hem değeri hem de porsiyonu her geçen yıl azalır. Buna kimsenin hakkı yoktur.

 

 

 

Predefined Presets
Purchase this theme